Güvenlik

Eretz İsrael.. ‘Ne Demek’

Bugün Ortadoğu’da gelinen bu noktadan sonra yeni İsrailoğulları’na bakarak geleceği tahmin etmek artık bir kehanet olmayacaktır, yeter ki yeni İsrail’in kutsallarının ne olduğu iyi bilinsin. Çünkü bu kutsallar bir şifredir, bu şifreler çözülerek sonuca ulaşmak mümkündür.

Bunu yapabilmenin en kestirme ve sade yolu da, 1948’de kurulan İsrail devletinin kuruluş bildirgesine bakmak ve ardından kullandığı kavram ve sembolleri yan yana getirmektir.

Şifreleri çözecek olan Tevratsal sembollerdir ve bu sembollerin ne olduğu İsrail’in kuruluş bildirgesinde yer almaktadır.

İsrail Enformasyon Merkezi tarafından yayınlanan bir kitapta, bu bildirge tüm dünya kamuoyuna açıklanmıştır:

“Eretz İsrael (İsrail Toprağı) Yahudi halkının doğum yeriydi. Burada onların manevi, dini ve siyasi kimliği şekillendi. Burada onlar ilk defa devlet kurdular, milli ve evrensel anlamı olan kültürel değerler yarattılar ve dünyaya ebedi Kitaplar Kitabını verdiler…

Yahudiler nesiller boyunca eski ata topraklarına yeniden yerleşmek için uğraştılar… çölleri yeşerttiler, İbrani dilini canlandırdılar, köyler ve şehirler inşa ettiler, kendi ekonomisine ve kültürüne hâkim olan, barışı seven fakat kendini savunmayı da bilen, canlı bir toplum meydana getirdiler…

İsrail Devleti, Yahudi göçüne açık olacak…

Tüm vatandaşlarının menfaati için ülkenin kalkınmasına hizmet edecek; İsrail peygamberlerince tasavvur edildiği gibi, hürriyet, adalet ve barış üzerine dayalı olacak;

Din, ırk veya cinsiyet farkına bakılmaksızın tüm vatandaşlarına sosyal ve siyasi haklarda tam eşitlik temin edecek; din, vicdan, dil, eğitim ve kültür hürriyetini garanti edecek;

 Tüm dinlerin kutsal yerlerini koruyacak; ve Birleşmiş Milletler Anayasasının ilkelerine sadık olacaktır.

Barış ve iyi komşuluk teklifiyle elimizi tüm komşu devletlere ve onların halklarına uzatıyoruz ve kendi toprağında yerleşmiş olan egemen Yahudi halkıyla işbirliği ve yardımlaşma bağları kurmak için onlara çağrı yapıyoruz. (İsrail Devletinin Kuruluş Bildirgesinden) [1]…”

Bu bildirgenin satır aralarına bakıldığında, İsrailoğulları bu yeni devletin kuruluşuna kadar geçen sürede Nil’den Fırat’a olan coğrafyayı vaadedilmiş topraklar olarak nitelerken, şimdi ise Yahudi halkının doğduğu bir ana yurt olarak nitelemektedir.

Bu bildirgede geçen ‘İsrail, Yahudi halkının doğum yeriydi’ vurgusu apaçıktır.

 Öncesinde vaat edilmiş olan bu topraklar, şimdi ise ana yurt haline getirilmiştir. Bu da İsrail’in bu toprakları ‘bir Tanrı vaadi’i olmaktan çıkararak artık kayıtsız ve şartsız sahiplendiğini işaret etmektedir.

Oysaki Filistin yurdu İsrail’in anayurdu değildir, çünkü İsrailoğulları İbrahim önderliğinde Yukarı Mezopotamya’dan Filistin’e göç etmiş bir göçebe halktır.

Onlar konar göçerken Filistinliler Kenan ülkesinin öz sahipleri olarak bu topraklarda yaşamaktaydı, halen de yaşamaktadır, hiçbir zaman da bu toprakları terk etmemişlerdir.

Kutsal kitap Tevrat açıktır;

 İsrailoğulları önce Harran’dan El Halil’e, oradan da kıtlık yüzünden Mısır’a göç etmiş, dört yüz otuz yıl süren bir ikametten sonra Tanrı’nın yardımıyla çıkıp bu topraklara gelerek Kenan ülkesini ele geçirmiştir.

O dönemde bu toprakları savaşla alırken, şimdi ise Birleşmiş Milletler kararı ile gelip oturmuştur. Bu şekilde bir işgal İsrail’e ‘anayurt’ demek hakkını vermez.

Kaldı ki İsrail resmi kaynakları, belki bilerek ya da bilmeden bu gerçeği kendi yayınlarında itiraf etmişler[2]:

  •  ‘…İsrail, Akdeniz’in güneydoğu kıyısında küçük, dar, yarı-kurak bir ülkedir. Yaklaşık 35 asır önce, Yahudi halkı göçebe hayat tarzını terk edip İsrail toprağına yerleştiğinde ve bir millet olduğunda tarih sahnesine girdi.
  • Yıllar boyunca, Toprak çeşitli isimlerle tanınmıştır– Eretz Yisrael (İsrail Toprağı);
  • Kudüs’teki tepelerden biri olan ve zamanla hem bu şehri, hem de bir bütün olarak İsrail Toprağını temsil eder hale gelen Sion;
  • Philistia adından türemiş ve ilk defa Romalılarca kullanılmış olan Filistin;
  • Vaat Edilmiş Toprak; ve Kutsal Toprak bunlardan sadece birkaçıdır. Ancak, bugün çoğu İsrailli için ülkenin adı sadece Ha’aretz, yani Toprak’tır.’

Buna karşılık İsrail’in ortaya çıkıp Filistin için ‘anayurt’ demesi, gelecekte izleyici siyaseti işaret etmesi açısından önemlidir.

Bu siyasetin de hedefi, doğal olarak Filistin ve Filistinliler olacaktır.

Ayrıca. ‘İlk defa devlet kurdular’‘ mesajında geçen ilk devlet sözü, Davut zamanındaki Büyük İsrail Krallığı’nı işaret etmektedir ki, bu da İsrail’in Nil-Kudüs-Babil ekseninde geçen 4.000 yıllık tarihine bütünüyle sahip çıkmakta olduğunu gösterir şifrelerdir.

Bu da bizi günümüzde dillendirilen Büyük İsrail siyasetine götürecektir…

Bildirgede yer alan bir başka vurgu ise şudur:

 ‘Yahudilerin dini ve siyasi kimliği şekillendi’ demek,  başta Tevrat olmak üzere Tanah’a bağlı kalınacak demektir.

 Bu da, şu ana kadar anlatılan Yahudi tarihine yazılmış Tanrı vaadi ve buyruğu olarak ne varsa, İsrail’in bunu gerçekleştirmek yolunda bir siyaset izleyeceğinin açık bir mesajıdır.

Bu da demektir ki Nil’den Fırat’a uzanan Büyük İsrail Hayali ile Tanrı Krallığı’nın gerçekleşebilmesi için bölgede yeni kutsal oyunlara girişilecektir.

Bunun içerisinde tapınağın 3. kez yapılması vardır, Filistin halkının yok edilmesi vardır ki bu durum büyük, belki de kutsal bir savaşın ayak sesleri olarak yorumlanabilir.

Çünkü Süleyman Mabedi’ni yapmak demek, Mescid-i Aksa’yı yıkmak demek anlamına gelir ve bu doğal olarak, kutsallar arasında bütün coğrafyayı kaplayacak bir savaşın işareti olur.

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar

Nil’den Fırat’a Devlet Oyunları/2013


[1] İsrail Enformasyon Merkezi yayını, İsrail Hakkındaki Gerçekler, s. 71-72., 2008, Kudüs.

[2] İsrail Enformayon Merkezi yayını, İsrail Hakkındaki Gerçekler, s. 95.

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, Araştırmacı Yazar Terör ve siyaset üzerine yayınlanmış 16 eseri bulunmaktadır.
Başa dön tuşu