Ulusal Güvenlik

Gece Beş Şehit.. ‘Bir Coğrafya Analizi’

Milli Savunma Bakanlığı, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, bölücü terör örgütü mensuplarının taciz ateşi sonucu 2 askerin şehit olduğunu, 3 askerin de yaralandığını duyurmuştu.

5 ŞEHİDİMİZ VAR

Bakanlıktan yapılan açıklamada, taciz ateşinde, Piyade Teğmen Fatih Uğur Altınbaş (27), Uzman Çavuş Kemal Özek (26), Piyade Uzman Onbaşı Uğur Özdemir (30) Piyade Uzman Çavuş Özkan Lale ve Piyade Sözleşmeli Er Mahmut Üçdağ’ın şehit olduğu belirtildi.

BAŞSAĞLIĞI MESAJI

Açıklamada, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda, hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza da acil şifalar dileriz” ifadelerine yer verildi.

Şehitlerimizin şehit düştüğü coğrafya hakkında biraz bilgi vermek istiyorum..

Pençe Kilit operasyon bölgesi Irak kuzeyi, Şemdinli-Çukurca hattı hudut boylarıdır. Teröristlerin ana eylem üssü Hakurk’tur ki Şemdinli’nin hemen güneyinde bir kuş uçumu mesafededir. Buradan çıkan teröristler sırasıyla Avaşin, Basyan ve Zap diyerek Şemdinli-Çukurca hattını çevreler. Ağır trajik olanı ise bu terör inleri 1991 Körfez savaşında açılmış olup halen varlığını koruyabilmektedir.

2019 yılında başlayan Pençe Kilit operasyonları hep bu bölgeye yapılmakta, arazi dağlık, dere yatağı, mağara, kısmen örtülü olduğu için güvenlik kuvvetlerimizin kontrolünü zorlaştırmaktadır. Bu noktada Türkiye bir fırsatı heba etmiştir, çünkü teröristlerin bu bölgedeki yerlerini, sığınaklarını en iyi bile Osman Öcalan’dır hani şu TRT’ye çıkarılan..

Önce Öcalan’dan başlayalım…

Osman Öcalan’ı tanıyorsunuz, İmralı’da yatan mahkumun kardeşi, terörist. Belki televizyonda görmüşsünüzdür, daha TRT’ye çıkarılmadan önce Yeni Akit Erbil’e özel muhabir göndermiş, özel röportaj yapmıştı. Akit’in yaptığı bu açılım gözden kaçırılmış olsa da, bu teröristi TRT ekranlarına konuk edenler büyük tepki gördü, çok şikayet edildi.

Ama -ne yazık ki- hiçbir işlem yapılmadı. Her ne kadar Erdoğan ‘Kırmızı bültenle arandığını bilmiyordum’ diyerek kişiye özel bir mazeret ileri sürmüş olsa da o kırmızı bülten hiç ortaya çıkmadı, nerde bu bülten diye de kimse sormadı.

Oysaki katildi bu.

Askerlerimize pusu kurmuş, karakollarımıza köylerimize saldırmış onbinlerce insanın canını almış bir katil. Yargılanmalı, hak ettiği cezaya çarptırılmalıydı ama olmadı. Belki çoğumuz sevinmiştir dünya bir caniden kurtuldu diyerek. Doğrudur, dünya kurtulmuştur böylesine acımasız bir caniden ama yaşasaydı yargılanacaktı. Sorgusuyla elde edilmesi mümkün olan bilgiler sayesinde hem örgüte hem kaçağa hem de siyasi kol ve kanatlarına ağır bir darbe vurulacaktı ama bu da olmadı. Öldü, ölürken de sırlarını yüklenip gitti. 

Götürdüğü sırlar neydi?

Osman Öcalan, ABD’nin dünya tarihinde ilk kez Ortadoğu’ya silahlı güçleriyle indiği 90’lı yıllarda Şemdinli’nin hemen güneyindeki Hakurk alan sorumlusuydu. Bu alan örgüt açısından tarihseldir. Baban-Bedirhan-Soran beylerinin ilk isyanları burada çıkmış, küresel proje Kürdistan’ın temeli bu coğrafyada atılmıştır. Hani siyasetçi Altan Altan’ın zaman zaman ‘bizim de Kürdistan Kralımız vardı’ diyerek dile getirdiği Şeyh Mahmud Berzenci, işgalci İngiliz temsilcisi Binbaşı Noel tarafından ‘Kral’ olarak bu bölgede atanmıştır.

Öte yanda Hakurk örgütün para kaynağıdır; Türkiye’nin en önemli kaçak patikaları Hakurk merkezinden geçer, milyarlarca dolar eder bu. Para deyip geçmeyin, çok para bu. Düşünsenize kaçaklığın merkez üssü olan Doğu Beyazıt, Çaldıran, Özalp, Başkale, Yüksekova, çukurca ve Şemdinli’den geçen kaçak patikalarının tamamı örgütün kontrolündedir.

Her geçenden haraç alınır, paralar çuvallanır, milyarlarca dolar ve eski Alman Markı birer birer Hakurk’a gönderilirdi o zamanlar. Tıpkı Himmet Parası adı altında cemaatten toplanan paraların Fetö’ye gittiği gibi.

Biz bu paraların dünyayı dolaşıp son geldiği yeri Öcalan Davası tutanaklarından öğrenmiştik. Örgüt başı İsviçre’de Kürt ve Dayanışma Vakfı olduğunu söylemiş ve gelen paranın bu yolla aklanıp depolandığını açıklamıştı. Bu Vakıf kapatılmadıysa eğer, kara para hala orada. En son AKP’li Cemil Çiçek sormuştu bunu, banka hesap numarasını da biliyor musunuz, diye. İsterseniz sorabilirsiniz kendisine, neden sormuş?  

Bu paraya ne oldu hala bilen yok.  İşte bu Osman Öcalan ölmeyip de yargılansaydı, tüm bunlar açığa çıkacaktı. Bu kara para Avrupa’ya hangi yollarla gönderildi, hangi şirketler ya da şahıslar eliyle gönderildi, nasıl aklandı, hepsi ortaya çıkacaktı ama izin vermediler.

Hakurk örgüt arşivlerin ilk kayda geçtiği yerdir; O yıllarda örgütün siyasi kanadı HEP(Halkın Emek Partisi) 90’da kurulmuş, o kapatılınca Leyla Zana’nın başı çektiği DEP(Demokrasi Partisi) bırakılan yerden işe koyulmuştu. Fırsatınız olup da Öcalan Davası tutanaklarını inceleyebilirseniz, iddianamede şu ifadeler geçiyor ‘DEP HEP gibi partiler askeralma daireleri gibi çalışmış ve binlerce insan örgüte kazandırılmıştır’.

İşte bu örgütlü siyasi faaliyetlerle toplum içerisine giren ve halka temas kuran bu yapılar, kardeşlerimizin çocuklarını hem yurt içinden hem de İran sınır boylarındaki toplanma merkezilerinden Hakurk’a akın akın gönderdiler.

Sorun isterseniz kardeşlerimize, çocukları o yıllarda dağa neden ve nasıl gitmiş?

İşin aslı bu; onbinlerce çocuk devletimizi yönetenlerin gözleri önünde bu örgüte katılmış, terörist yapılmıştır, tıpkı bu siyasetin desteklediği sözde Türkçe Olimpiyatlarıyla, çocuklarımızın Fetö’ye gönderildiği gibi. Aradaki fark ne; biri PKK’nın siyasi kanadı üzerinden çalışıyor, diğeri Fetö’nün siyaseti kanadı üzerinden, yani fark yok!

Burada benim dikkatinizi çekmek istediğim, dağa çıkarılmadan önce çocuk, ama sonra bir caniye dönüştürülen bu insanların kimlikleri. Bu kimlikler örgütün arşivindedir. Örgütün arşivinde onbinlerce kişinin kimliği vardır, eylem planları vardır. Eylem planları deyip geçmeyin, bunların hepsi bir rapor hepsi bir kanıt. Hangi askerimizi hangi teröristin katlettiği işte orada yazar.

Yani şu anda faili meçhul olan 16.500 şehidimizin katillerinin açık kimliğini ancak orada bulabilirsiniz, bu size yargılama imkanı sağlar. Bunların hepsi arşivdedir, tıpkı kod adı Fetö olan örgütün arşivi olduğu gibi.

O yıllarda işte bu Pkk arşivi Osman Öcalan’ın yönetici olduğu dönemde Hakurk’taydı, yargılansaydı açığa çıkacaktı ama istemediler. Sadece coğrafyası açısından Hakurk’a bakıldığında, Türkiye’nin teröre karşı mücadelesinin nirengi noktasıdır, elde bulundurana sayısız avantajlar sağlar.

Eğer ki Osman Öcalan yargılansaydı, bu düğüm çözülecek, örgütün ana eylem üssü olan Hakurk, Öcalan’ın vereceği bilgiler sayesinde düşürülmüş olacaktı ama bu da olmadı. Bakın işte Pençe Kilit operasyonuna, daha dün şehit haberi aldık, yine canımız yandı.

‘Efendim şimdi bu ne alaka’ diyebilirsiniz ancak hakkında şu an kapatma davası bulunan ve 2023 seçimlerinde kilit rol oynayacağı ileri sürülen HDP’nin de sırlarını en iyi bilen Öcalan’dı. Sadece onun vereceği bilgi ve belgeler üzerinden gidilerek önce ceza davası açılmış olsaydı, Anayasa Mahkemesinde görülen kapatma davası bir günde sonuçlanacak ve bugün bir manipülasyon aracı olarak kullanılmasına fırsat verilmeyecekti.

Ama yapmadılar. Öcalan’ı yargıya sevk etmemekle hem bu siyaseti hem terör örgütünü hem de HDP’yi örtülediler. Ve biz bugün bu bölgede 5 evladımızı şehit verdik, Barzani bölgesinde..

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı yazar(Kod 2023 Son Tezgah/2022)

Başa dön tuşu