Yazar

Sığınmacı Meselesinde.. ‘Konuşulmayanlar’

Şu anda Türkiye’de dört milyondan fazla sığınmacı bulunuyor.

Bu sığınmacılar Adana-Gaziantep-Kahramanmaraş hattında yoğunlaşıyor.

Hatta Kilis’te nüfus çoğunluğunu elde ettiler bile.  

Bu BÖLGELER ÖNEMLİ..

Hep aynı coğrafyada tarihte yaşanmış Ermeni isyanları var, Kilikya gibi Nesturi gibi ayrı devlet kurma emelleri var.   

Eğer ki Suriye’den sığınmacı örtüsü altında gelenlerle, tehcir edilenler aynı kişiler ya da soy bağlarının devamı ise yakın gelecekte Türkiye çok daha ağır bir sorunla karşı karşıya gelecek demektir.

Yarın bu sığınmacılar, ister istemez, Ermenistan’ın haksız taleplerine destek verecek. Vatandaşlık hakkı alacakları için de Türkiye’de dava dahi açabileceklerdir.

İç hukuk yolları tüketildiğinde ise bu davalar uluslararası mahkemelere taşınabilecektir.

Ama bu kez ortaya daha ağır bir durum çıkacak çünkü davalar açanlar Türk vatandaşı kimliğini taşıyacağı için, uluslararası hukuk arenasında daha güçlü hale geleceklerdir. 

Durum düşünülenin ötesindedir.

‘BU SIĞINMACILAR KİM’

Burada sayıları milyonları aşan bir nüfustan ve bu nüfusun 1915 Ermeni tehciriyle arasındaki olması kuvvetle muhtemel bağlardan bahsediyoruz.

Burada Türkiye’nin Ermenistan’ın ‘toprak, tazminat ve soykırım’ temeli üzerinden yükselen ve uluslararası arenaya taşınmış olan iddia ve taleplerinden bahsediyoruz.

Ve bugün bu sığınmacıların geri dönmeye niyeti yok. Zaten bu siyasetin de geri göndermeye niyeti yok ama…

‘YEREL YÖNETİMLERDE BÜYÜK RİSK’

Bu sığınmacıların yarın nüfusları daha da artacak.  Bu nüfus yoğunluğu birçok yerde Türk nüfusun önüne geçecek, geçmeye başladı zaten.   Şimdiki yardım, insanlık, merhamet hikayeleri böyle sürerse eğer, onlar da yerel yönetimleri ele geçirebilmek için örgütlenecek. Partileşecek, siyasi adım atacak. Bu yönetimi ele geçirmek demektir.

Bu vaka ‘merhamet acıma’ gibisinden insani duygularla izah edilebilir mi?

Bu dünyada hangi ülke böyle bir ‘fedakarlığı‘ yapabilir?

Üstelik sebebi olmadığı bir savaşın çocuklarına yeni bir vatanı altın tepside sunabilir?

‘BU BİR PROJE Mİ’

Eğer ki mevcut siyasi iktidar tüm bunları bilmeden ve araştırmadan bu sığınmacıları getirmiş ise bu felaket, ama yok bilerek ve bir projenin parçası olarak bu sığınmacıları memleketin her yerine yerleştiriyorsa, bu daha büyük bir felaket olarak görülmelidir.

Bu sorular artık Türkiye’de soruluyor ve kamuoyu buna aklı selim bir cevap arıyor. İşin içyüzünü bilen yok mu?

Elbette ki var ama bilen söylemiyor. Konunun asıl yetkilileri ise çıkıyor ortaya, ‘biz yardımsever bir ülkeyiz, dünya bizi gıptayla izliyor’ diyerek asıl gerçeği örtülüyor. Hal böyle olunca cevapsız kalan bu soru haklı olarak toplumda endişeye yol açıyor ve bu endişe giderek büyüyor.

Şimdi milli mücadele yıllarına gidelim..

Tarih 19 Nisan 1920..

San Remo Konferansı’nda, Lord Curzon ‘Ermenileri, Nesturileri, Keldanileri, Asurileri de koruma altına alıyor, izlenen siyasetin ana fikrini şöyle açıklıyordu;

‘Bağımsız Kürdistan kurulduğunda Hıristiyan nüfus da göz önüne alınmalıdır; bu insanların sayıları yüz bin civarındadır. Yeniden eski yerlerine yerleştirilmelidir.

Türkler tarafından yerlerinden edilen bu insanlar şimdi Baquba’da İngiliz emrindedir. Yeniden yerleştirilmeleri imzalanacak antlaşmalarda yer almalıdır.

Türk-İran sınırında yeni bir düzenleme yapılabilir. Bu insanların kötü kaderleri Ermenilere benziyor.  Bunlar adına sorumluluk almaktan çekinilmemelidir. Keldani ve Asurilerin korunmaları güvencededir.’

‘TEHDİT SEVR’DEN DAHA BÜYÜK’

Büyük resme bir de bu açıdan bakıldığında, yüz yılık Kürdistan projesinin tek başına bir proje olmadığı içinde Ermenileri, Yezidileri, Süryanileri, Keldanileri ve Nesturileri de barındırdığı artık görülebiliyor…

Dolayısıyla Osmanlı’nın külleri üzerinde kurulan bu Cumhuriyeti yönetenlerin ağızlarını her açtıklarında ‘Ermeni, Laz, Gürcü, Kürt, Arap, Boşnak’ deyip etnik kimliklere vurgu yaparak şekillendirdikleri bu siyasetin ‘İleri Demokrasi’ye mi yoksa Türkiye’yi hedef almış küresel siyasi projeye mi hizmet ettiğini düşünmeleri gerekiyor…

Bu noktada diyeceğim o ki ‘Kürt’ kimliği üzerinden hala yürütülen Kürdistan projesi tek başına bir mesele değildir, içinde Ermeniler var, Rumlar var, Nesturiler de var.

‘MESELE KÜRDİSTAN DEĞİL BÜYÜK ERMENİSTAN’

Yani siz bu küresel projeye karşı bir plan program yapmak istiyorsanız, önce Ermenileri ardında Patrikhane olan Rumları derken Asuri- Nesturi-Yezidi- Keldani- Yahudileri de dikkate almanız gerekiyor çünkü Türkiye’ye karşı konumlanmış küresel projenin temel taşları bunlar.

Bu bağlamda günümüze yeniden bakıldığında, ilk ve ikinci büyük harpte gerçekleştirilemeyen İngiliz ve Rus planlarının yeniden hayata geçirilmek istendiği görülüyor.

Planın asıl taşları PKK-PYD-YPG-Barzani üzerinde örülüyor, diğer etnik kimlikler de ileri hamle yapabilmek için kullanılan piyonlar oluyor.

Durum bu.

Türkiye şimdi bu sığınmacıların geçmişini dikkatle araştırmalı, yüzyıllık projenin ayakları olup olmadığına bakılmalıdır.

Kendi varlığı ve bekasını düşünen Türkiye belli bir plan ve program dahilinde bu sığınmacıları geldikleri yerlere geri göndermeli, tasarruf edeceği kaynakları kendi milletinin huzur ve refahına vakfetmelidir.

Doğrusu budur ancak bu siyasetin nasıl bir yol izleyeceği konusunda endişelerimiz bulunmaktadır.

Çünkü 90’lı yıllarda terör yüzünden köyünü yurdunu terk etmek zorunda kalan yüzbinlerce Kürt kardeşimize bugün sığınmacılara gösterilen ‘yardım, merhamet, iyilik’ gösterilmediği için hem sefalete düşmüş hem de çektiği acıların öfkesiyle terör örgütünün siyasetine kapılmıştır hala da bu akış devam etmektedir.

Oysaki bugün 45 milyar dolar harcandığı söylenen sığınmacılara verilen bu kaynaklar zamanında Kürt kardeşlerimize verilmiş olsaydı bu ayrılıkçı siyaset bu denli güç kazanmış olmayacak, HDP seçimlerde belirleyici bir güce erişemeyecekti.

Kendi öz kardeşlerimize yapılmayan bu iyilikler kim oldukları hala şüpheli bu sığınmacılara gözü kapalı yapılabiliyorsa eğer, bu bizi haklı olarak endişeye sevk ediyor.

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı yazar

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.
Başa dön tuşu