Gündem

Türkiye Yüzyılı.. ‘İki’

Türkiye Yüzyılı.. Seçim bitti, kabine kuruldu, yeni anayasa yolda.. bu siyaset bundan sonra ne yapacak, işte her şeyi açığa çıkaracak olan bu olmalı.. Şimdi dikkatle izleyiniz, bakalım neler yaşayacağız…

Günümüze küresel siyasetin gölgesinde bakıldığında, ABD-İsrail’in güçleri yeterse eğer bölgemiz coğrafyasının sınırlarını değiştireceği gerçeği ortadadır. Her iki dünya savaşlarından bir farkı, artık Rusya da bu işin içindedir. Hedef: Anadolu ve Türk varlığıdır.

Ve bu proje(BOP) dört aşamalıdır:

Birinci aşama: Hükümetleri alaşağı etmek ve ABD-İsrail yörüngesinde hareket edecek hükümetleri iş başına getirmek ya darbeyle ya doğrudan güç kullanımı ile ya da iç savaş ile. Türkiye darbesini 12 Eylül 1980’de yapmış ve küresel yörüngedeki Özal hükümetini iş başına getirmiştir.

İkinci aşama:

İş başına gelen hükümetler eliyle ve özelleştirme/yabancı sermaye adıyla sahip olunan kaynakların küresel güçlere teslimidir ki Türkiye, Özal’la başlayıp Erdoğan siyaseti eliyle bu aşamayı da küresel istekler doğrultusunda başarıyla tamamlamıştır.

Üçüncü aşama:

Demokrasi ve insan hakları ve de özgürlükler denilerek insanların ayrıştırılması, sonradan da ayrışan gurupların güçlendirilmesi aşamasıdır. Her gün ekranların Türk- Kürt, Alevi-Sünni diye bağırdığı Türkiye’de bu süreç hala devam etmekte olup artık sona yaklaşıldığı düşünülmektedir.

Son aşama ise ayrıştırılan ve güçlendirilen grupların, ileri demokrasi adıyla, anayasa ile bölünmesi, bu olmaz ise doğrudan iç savaşa tehdidi ile halkın korkutularak sindirilmesi ve yapılacak her düzenlemeyi kabul edecek bir hala düşürülmesi aşamasıdır ki, Türkiye halen bu süreci yaşamaktadır, buna yeni anayasa diyoruz..

Şimdi madalyonun ön yüzüne bakalım:

Eğer ki bu siyaset küresel Üst Akıl siyasetinin etki alanı içinde ise, ülkemizde yaşanacak olaylar şöyle sıralanacaktır:

Öncelikle anayasa değiştirilecektir.

‘İleri demokrasi’ adı altında insanlarımız etnik ve dinsel farklılıklar temelinde ayrıştırılması sürecektir. Bunda da hedef Alevi kökenli kardeşlerimiz olacak, onlara sanki yeni haklar tanınıyormuş gibisinden mezheplerine vurgu yapılmak suretiyle Tarikatın Sünni İslam çıkışı güçlendirilecek ve bu şekilde AKP siyasetinin geri dönülemez bir biçimde kökleşmesi sağlanacaktır. İşte buna teo-strateji diyorlar; insanların inanç biçimleri üzerinde oynayarak bunu siyasi güce dönüştürmek…

Öte yanda…

PKK terör örgütü üzerinden Kürt kökenli insanlarımızın tıpkı son yüzyıldır yapıldığı gibi Kürt kimliğine vurgu yapılmaya devam edilecek; bu da Kürt sorununu çözmek için değil, aslında bu coğrafyada yaşayan Ermeni, Rum, Nasturi, Keldani, Yezidi, Asuri gibi dinsel ve mehsepsel farklıların öne çıkarılması sağlamak için yapılacaktır. Bu neye yolaçacak; Başkanlığa, Başkanlık altında yapılacak yeni düzenlemelerle bir olan Türk Milletinin parça parça birbirinden koparılmasına…

Ama en önemlisi…

Türk ve Atatürk kavram ve değerlerinin yozlaştırılması, anayasadan çıkarılarak Anadolu’daki Türk hakimiyetinin silinmesi, unutturulmasına gidecektir bu iş… Bu çerçevede, sözde ‘İnsan hakları’ adı altında Kürt etnik kimliği üzerinden ülkemizin bir kısmında ayrı bir devlet yapısı ortaya çıkacaktır ki, zaten KCK anayasası önceden hazırlanmış, fiilen de PKK terör örgütü eliyle halen uygulanmaktadır. Bu noktada amaç; bölgedeki Ermeni çıkarları, onu takip eden diğer Nasturi, Keldani, Asuri gibi küçük grupların çıkarlarını Kürt kimliği altında örtülemek olacaktır.

Dahası…

‘Dinlerarası diyalog’ adı altında Anadolu’nun kapıları Haçlı misyonerliğine açılacaktır. Bunu Anadolu yaşayan Müslümanların Hıristiyanlaştırılmasına kadar sürecektir, belki yüz yıl sonra…

Tüm bunlara uygun olarak, ‘Özel okullar’ yeniden yapılandırılacak, Cumhuriyet değerleri üzerinde yükselmesi gereken milli eğitimden uzaklaşılarak, çocuklarımızın akıl yönetimi ele geçirilecektir.

Amaç, Türk tarih ve kültürüne gelecek nesilleri yabancılaştırmak olacaktır.

Bu çerçevede özelleştirmeler sürecektir.

Devletin elinde millete ait hiçbir kaynak kalmayacak, bu kaynakların satışı ve %51 hisse devri yoluyla yönetimi Üst Aklı yönetenlerin eline geçecektir.

Ve tüm bunlar da neden yapılacaktır biliyor musunuz; Anadolu’nun insan ve ekonomik kaynak yönetimini ele geçirmek, Anadolu’daki Türk varlığı ve kimliğini zaman içerisinde tarihten silmek ve böylece Haçlı seferlerini sona ulaştırmak için; eski Roma ve Bizans’ı yeniden dünyaya getirmek için…

Yaşayıp göreceğiz…

Bu bir kehanet değildir. Tarihten ders çıkarıp geleceğe bakabilmek ve geleceği görebilmektir. Umarız, önümüzdeki süreç bizi yanıltır.

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu